Öncelikle kitabın yazarının ilginç öyküsü ile başlayalım.

Anthony Burgess;İngiltere’de iken beyninde bir tümör olduğunu öğreniyor. Doktorlar bir yıl yaşayabileceğini söyleseler de bir müddet sonra teşhisin yanlış olduğunu anlaşılıyor. Beyin tümörü olduğunu öğrendikten sonra ilk karısının geçimini sağlamak amacıyla 12 ay içinde altı tane roman yazmıştır. Tümör teşhisinin yanlış olduğunu öğrendikten sonra da kitap yazmayı sürdürmüştür. Bu sayede dünyaca tanınan bir yazar haline gelen Anthony Burgess 50’den fazla roman ve kitap yazmıştır. 

Yazarı asıl üne kavuşturan kitap ‘Otomatik Portakal’  beyaz perdeye de Stanley Kubrick tarafından uyarlanıyor. Başyapıt yazmak için çok iyi bir yazar kumaşı olması gerektiği gibi bu kitaplardan şaheser filmler çıkarmak da ancak üstün yetenekli yönetmenlerin yapabileceği bir iştir. Kubrick kitabın ruhunu, atmosferini ve dilini hiç bozmadan filmine aktarmayı başarmıştır. Kitabı okuduktan sonra muhakkak filmini de izlemenizi tavsiye ederiz.

Öncelikle kitabın kahramanı Alex ve arkadaşlarının başlarından geçen olaylar ile başlayan aslında basit bir çete yaşamı ve toplumsal düzene set çeken gençleri okuyor olduğunuzu düşsünseniz de; kitap anti-sosyal kişilik bozukluğunun çerçevesini bizlere çok açık bir şekilde aktarıyor.

Peki nedir Anti-sosyal kişilik bozukluğu?

Tanı Kriterleri (DSM-V)

Aşağıdakilerden en az üçü ile belirli, 15 yaşından itibaren süregelen, başkalarının hakkını umursamayan ve çiğneyen yaygın bir örüntü:

1-Tutuklanmasına yol açan eylemlerde bulunma, yasal sorumlulukları yerine getirmeme

2-Sık yalan söyleme, takma ad kullanma, başkalarını dolandırma

3-Dürtüsellik ya da geleceğini tasarlamama

4-Sinirlilik, saldırganlık, başkalarının hakkına el uzatma

5-Kendinin ve başkalarının güvenliğini önemsememe

6-Sürekli bir işinin olmaması, parasal yükümlülüklerini yerine getirmeme

7-Kötü davranışları sonucunda pişmanlık duymama

B-Kişi en az 18 yaşındadır.

C-15 yaşından önce davranım bozukluğu olduğuna dair kanıtlar vardır.

D-Toplumdışı davranışlar yalnızca şizofreni ya da iki uçlu bozukluğun gidişi sırasında ortaya çıkmamıştır.

Psikiyatrik rahatsızlıklarda el altında tuttuğumuz DSM 5 tanı kriterleri doğrultusunda düşündüğümüzde romanın kahramanı Alex’in 15 yaş civarında olduğu belirtilmektedir. Amerikan Psikiyatri Birliğinin tanı kriteri doğrultusunda Alex, 18 yaş altında olduğu için anti-sosyal değil; davranım bozukluğuna sahiptir diyebiliyoruz. Oysa filmde yaş olarak gençlik vurgusu olması bize bu çerçeve dahilinde Alex anti-sosyal bir kişiliktir deme şansını veriyor.

Peki Alex’in bu özelliklerine dair romanda neler belirtiliyor.

     Kütüphaneden evine doğru giden yaşlı adama ve sokakta içkili bir şekilde duran kimsesiz bir yaşlıya karşı Alex ve çetesinin saldırganca davranışları, “Otomatik Portakal” kitabının yazarının evine izinsizce girerek, yazarı darp etmeleri, ve yazarın gözünün önünde eşine çetenin 4 üyesinin birden tecavüz etmeleri, kedileri ile birlikte yaşayan kadının evine izinsiz girerek kadını öldürmeleri, diğer bir sokak çetesi olan Billyboy isimli çocuk ve arkadaşları ile ortada hiçbir neden yok iken kavga etmeleri davranım bozukluğuna özgü davranışları sergilediklerini açık bir şekilde göstermektedir.

Ayrıca Alex’in evine aldığı iki genç kızla bütün gün defalarca birlikte olması antisosyal kişilik bozukluğunun özelliklerinden olan dürtüsel davranmanın, insanlardan kişisel çıkar sağlamak ve zevk almak için cinsel ilişkide bulunmanın göstergesidir.

Alex dahilinde anti-sosyal kişiliğe sahip bireyler için yaptıklarının anormal bir durum olduğuna dair algıları yoktur. Yaptıklarının sonucunda ceza almak ya da almamak kısmı vardır. Fakat bu durum da onlarda ketleyici bir duruma neden olmamaktadır. Kahramanımız Alex de romanda ıslahevine düşene kadar dürtüsel davranışlarına devam etmektedir.

Romanın 1. Kısmında Alex ve çetesinin toplumsal düzeni bozan eylemleri anlatılırken 2.bölüm ıslahevinde Alex’i otomatik bir yaratığa çevirme kapsamında;  LUDAVİCO tedavisi dedikleri; tat tiksinmesi ve sistematik duyarsızlaşma dediğimiz basit bir davranışçı edim ile başka bir birey yaratma çabası olmaktadır. Doktor Branom ve ekibi Alex’e öncelikle toplumsal düzeni bozucu dürtüsel davranışlara yönelik görüntüler göstermekte hemen akabinde de bireyi rahatsız edici ses ve tat ile videodaki edimlerden de tiksinmesini amaçlamaktadırlar. Bunu da ıslahevindeki insanları topluma kazandırma adı altında bir proje olarak sunmaktadırlar. Alex bir süre hastane tedavisinde kalır ve koşullanma süreci sonrasında topluma bırakılır. Sonrasında Alex’in eski davranışlarını devam ettirip ettirmeyeceği merak edilmektedir. Karakterimiz kavga, saldırganca ve dürtüsel her davranışta ıslahevinde maruz kaldığı edim sonrası mide bulantısı ve baş ağrısı yaşadığı için hiçbir şekilde eski davranışlarına yönelememektedir. Alex evine döndüğünde hiçbir şeyin bıraktığı gibi olmadığını fark eder. Ne odası ne hayatı eski düzenindedir. Otomatik Portakal kitabının yazarına doğru götürür ayakları onu. Orada olan olur, yazar kendisini tanır ve Alex’i intihara sürükleyici bir tavır sergiler. Şans eseri kahramanımız ölmez ve hayata devam eder. Bir başkalaşım geçirir ve hayatına daha düzenli bir süreç ile devam etme kararı alır.