Yusuf Atılgan ve Aylak Adam konusu ne zaman bir edebiyat sohbetinde geçse, söylenen bazı kalıp cümleler olur. Bunlardan en çok kullanılanı Aylak Adam romanının tamamının bilinç akışı tekniği ile yazıldığı iddiasıdır. Bu yazıda bilinç akışı tekniği üzerine birkaç örnekle açıklanacak ayrıca Aylak Adam romanında kullanılan edebi teknikler ve romanın geneli hakkında bilgi verilecektir.

Öncelikle Aylak Adam romanını daha doğru değerlendirebilmek için bilinç akışı tekniğinin ne olduğuna bakalım. Roman ya da hikaye türünde karakterlerin aklından geçenleri, o andaki duyguları ve düşüncelerinde mantıklı bir sıralama yapmadan, araya girmeden aralıksız biçimde okuyucuya aktarıldığı tekniğe verilen isimdir. En önemli özelliği anlık izlenimlerden oluşan duygu ve düşünceler dile getirildiğinden aktarılan ifadelerin karışık, düzensiz ve çoğu zaman bilinen roman kalıplarına göre “mantıksız” olmasıdır. Düşünceler karakterin kendi ağzından şimdiki zaman şeklinde ifade edilir. Bu teknikte düşüncelere herhangi bir sansür uygulanmadığı gibi genellikle dil bilgisi kurallarına da uyulmaz. Anlatılanlarda bilinçsizlikle birlikte anlık imgelerle birlikte sürekli değişen duygu ve düşünceler yer almaktadır.

Bireyin iç yaşamının neredeyse tüm çıplaklığıyla verilmesini ön gören bilinç akışı tekniği, terim olarak psikoloji alanında William James tarafından ortaya atılmıştır. Romancıların ve edebiyat eleştirisinin günümüzde vazgeçilmez olarak kullandığı bir teknik olarak öne çıkmaktadır. Zihinden geçen düşünce ve his çokluğunu ilahi veya seküler hiçbir sansür mekanizmasına uğramadan resmetmek amacıyla kullanılır.

Bilinç Akışı Kullanımına Örnekler

Edebiyat dünyasının bilinç akışı konusunda en tanınan kitabı James Joyce’un Ulysses kitabıdır. Kitaptan bir paragraf okuyarak bilinç akışını daha iyi biçimde görelim:

“gözle görülenlerin kaçınılmaz modalitesi: en azından bu, eğer daha fazla değilse, gözlerim aracılığıyla gelen düşünce. tüm nesnelerin imzalarını okumak için buradayım, denizdölü ve deniz ölüsü yosunlar, yaklaşan gelgit, şu paslı pabuç sümükyeşili, gümüşmavi, pas rengi: renkli işaretler. şeffafın sınırları. ama ekliyor: gövdelerde. bizimki o gövdelerin varlığından onların renklenmesinden önce de haberdardı demek ki. nasıl? kafayı onlara toslaya toslaya, nasıl olacak başka. yavaşla biraz. kafası keldi ve milyonerdi, maestro di color che sanno. şeffafın sınırları, şeyin içindeki… neden içinde? şeffaf olan, olmayan. eğer beş parmağın arasından geçebiliyorsa cümle kapısıdır, geçemiyorsa bildiğin kapıdır. gözlerini kapa da gör.”

s.42 çev. armağan ekici

Türk Edebiyatında ise Oğuz Atay Tutunmayanlar kitabının 75 sayfalık bölümünde bilinç akışı tekniğini çok güzel biçimde kullanmıştır. Oğuz Atay’ın yazdığı bu 75 sayfalık bölümde dil bilgisi kuralları da kullanılmamıştır. Zira insan zihninin imlaya ihtiyaç duymadığı argümanı ile bu durum desteklenmektedir. Bu nedenle standart roman kalıplarına alışan roman okurunun en çok zorlandığı ve kitabı elinden bıraktığı kısım da bu bölümdür.

Romandan bir bölümle konuyu daha da pekiştirelim;

“iğne uçlu mürekkepli kalemi ve resim kâğıdını alarak kırlara açıldım ve eskiden kurşunkalemle çalıştığım zamanlardan yani tarihten önce çizgilerimdeki kararsızlık yüzünden kâğıdı sonsuz çizgilerle silip tekrar çizdiğim çizgilerle silgi izleriyle kararttığım halde doğrudan doğruya çini mürekkeple çalışmaya başladım hiç silmeden seçtiğim ağaçları evleri gökyüzünü yolları otları hele bu kadar ilgi çekici olduklarını ve büyük bir sevgiyle çizilebileceğini düşünmediğim otları ve toprağı yeni bir gözle daha doğrusu ilk defa çizebileceğimi hissettiğim bir gözle görmeye başladım”

Oğuz Atay, Tutunamayanlar

Aylak Adam ve Bilinç Akışı Tekniği

Türk Edebiyatının en önemli romanlarından birisi olan Aylak Adam bir tarafıyla put kırıcı, sınırları zorlayıcı ve ufuk açıcı bir romandır. Romanın konusu ise maddi yönden hiçbir derdi olmayan aylak bir adamın,  mutlu olma arayışları ve aradığı kadını bulmak için yaptığı sıradan çabalarını anlatmasıdır.  İşsiz güçsüz amaçsız bir hayatı olan Bay C.nin  tüm hayatı  ressam arkadaşı Sadık’ın atölyesi, kahvehaneler, restoranlar ve sokaklardan ibarettir.

Aylak Adam bir anti-kahraman romanı olarak anılır. Bunun yanı sıra bilinç akışı, iç monolog, diyalog, geriye dönüş, günlük, mektup ve leitmotif tekniklerinin tümü romanda kullanılmıştır. Bu özelliği ile de çağının ötesinde çok önemli bir eserdir.

Sonuç olarak Aylak Adam romanını bir bütün olarak incelediğimiz zaman yukarıda belirtildiği gibi bilinç akışı tekniği romanın bazı bölümlerinde kullanılmakla birlikte, roman genelinde bir çok farklı tekniğin kullanıldığı görülmektedir.