Behçet Hoca, Hilmi Yavuz’un Kabataş Erkek Lisesinden Hocası, sonrasında ise dostu olan Behçet Necatigil’e saygı duruşu niteliğinde yazdığı kitap. Bu kitap bildiğimiz biyografi türlerinden farklı biçimde ilerliyor. Necatigil’in doğduğu yerler, okuduğu okullar, dönüm noktaları gibi meselelere çok az yer verilmiş.

Bunun yerine Necatigil’in şiiri ne kadar ciddiye aldığını, öğretmenliği ne kadar iyi bir biçimde yaptığı, nasıl hassas bir ruhu sahip olduğu, divan şiirinden , Fransız şiirine varan geniş yelpazedeki derin şiir bilgisi  anlatılmış.

Mallarme’ın “Dünya, bir kitap olmak için vardır” dizelerine karşılık Necatigil’in öğrencilerini “ her aşktan geriye kaç şiir kalır, ona bakalım!” dizeleriyle öğrencilerine seslendiğinden, kentin sokaklarında kendisiyle baş başa kalarak “iki başına yürüdüğünden”,

ŞİİR BİLGİSİ

Necatigil’in derin divan şiiri bilgisinden söz ederken, klasik divan şiirimizin önemli öğelerinden biri olan  “yaşama azabı” sorununun edebiyatımızın önemli ismi Tanpınar’ın okunarak dahi tam olarak anlaşılamayacağı bu kavramın derinlemesine ve modern manada bir felsefi bağlam ile anlaşılmasının edebiyatımızda sadece Necatigil şiiri ile mümkün olabileceğinden,

Geleneksel şiir ile modern şiir arasında Necatigil’in hem modern hem yerli olunabileceğini bu durumun medeniyetin getirdiği bir zorunluluk olduğunu söylerken “yerli düşünce amenna ama bunun modern biçimde verilmesinin de mümkün olduğunu” söylediğinden ve asıl meselenin bizim coğrafyamızı ve dertlerimizi anlamanın öneminden,

Necatigil’in her şeyden önce inceliği temsil ettiğinden, bir konuşmasında incelikler ne isterler diye sorduğundan ve bu soruyu yine kendisinin verdiği cevap ile “ne isteyecekler! Anlaşılmak isterler” dediğinden,

Necatigil’in anlaşılmak istenen bir şair olduğundan ancak bunun için şiirleri alabildiğine açık biçimde yazmayı da tercih etmediğinden ve şairin hemen anlaşılmaması gerektiğinden çünkü bu durumun okuyucuyu tembelliğe sürüklediğinden bu nedenle aslında şiirin bir matematik problemi gibi olması gerektiği ve bu problemi okuyucunun çözmesi gereğinden,

Necatigil’in ifadesi ile biraz daha açmak gerekirse “şiir bilgi mi? Kuramsal bilgilerle mi yazılır şiir? Yok, hayır, küçültür şiiri bu! Bilgiyi, bildiriyi öne alarak, standart maddelerle şiir yazanlar da olur ama şiir bir yaşantıdır; bize el koymuş, içimize taş gibi koymuş olayları, olguları kalıplara, biçimlere dökmek işidir… Şiir, kesin bir açıklama, bir bildiri değildir; şaşmaz doğru, doğrultu değildir, tek yön değildir. Dilediğimiz yollara, yolculuklara açık, çeşitli yönlerdir, türlü doğrultulardır. Ben, düşündürücü yanlarını çoğaltmış, yatırım ve çabaları çokça, çokgen bir şiirden yanayım. Şiiri ağırlaştırıp, atraksiyonlara, süslere yatırıp, özü havasızlıktan boğmak değildir bu. “

ŞİİR CİDDİYET İSTER

Necatigil şiiri o kadar ciddiye alır ki Kabataş Lisesinin geleneksel pilav gününde Hilmi Yavuz ile sohbet ederken uzaktan eski bir öğrencisi olan bir şairin onlara baktığını görürler. Hilmi Yavuz, Hocam bize bakıyor çağırayım mı dediğinde “o şiiri bıraktı biz de onu bırakalım” dediğinden, hatta eşi Huriye Hanıma bile “ senin yerin şiirden sonradır” diyerek bu ciddiyeti ne kadar ileri götürdüğünden,

Garip Akımının Türk şiiri adına düşünüldüğü kadar ufuk açıcı olmadığı özellikle Orhan Veli’nin bayağı ve banal nüktelerle şiir yazdığını ve bayağılığın uzun süre şiire hevesi olan gençleri harcadığından,

Necatigil’in çok konuşkan olmadığından ve anlatınca bir şeyler öldüğünü bildiğinden ona bakıldığı zaman yüzünde “susanlara hiçbir şey sormayınız” ifadesinin görülebileceğinden,

ŞİİRİN BURÇLARI

Son olarak Necatigil’e göre şiirin ve şairin üç burcu olduğu, bu burçların Gurbet-Hasret-Hikmet olduğu, gurbet burcunda şairin Robinson Crouse gibi ıssız bir adaya düştüğünden, bu adada bir savunma içgüdüsü ile yeni bir “yapı” kurmaya ve varlığını kanıtlamaya çalıştığından daha beğenisinin bile sağlam temellere oturmadığından ancak ustalara rastlamış ise onlar gibi yazdığından, sonrasında hasret burcunu geçen şairin yazdıklarının ne kadarının kendisine ait olduğu, ne oranda başkalarının olduğunu gördüğünü ve asıl yazış dilini ve biçimini bu burçta bulduğundan, son tahlilde ise hikmet burcuna geçen şairin geçmişin büyük şairlerini o zaman anladığını, şikâyetlerin, isyanın zamanla kabul ve benimseme ve vazgeçişe bıraktığından,

Kitabı okuduktan sonra Necatigil’in şiirinde yaşamına aykırı düşen hiçbir şey olmadığını, onun şiirinde kendi elleriyle taşıdığı bir ateşin olduğu yıllar geçse de o ateşin bizleri ısıtacağını görüyoruz.

Büyük ustaları ancak büyük ustalar anlatabilir sağ olasın Hilmi Yavuz…

Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vaktiniz olmadı.